SON DAKİKA

GİRESUNDA SANAT WEB TV AÇILMIŞTIR         


Bugün: 29.03.2020

PAZAR`LIK



not defteri

a) epeyce gıymet verdiğim bi abimiz, otomobiliyle trafik kazası geçirdiydi.. aslında yazmaya elim varmaz, 4 sakat kalımlı ve 2 ölümlü bi kazaydı bu.. halen koltuk deyneğiyle gezeni, tekerlekli sandalyeden henüz kalkamayanı falan, bayaa bi dert yani.. bizim bu abimizin durumu ise, pekbi acayipti.. geçtim kırığı çıkığı, en ufak bi çizik bile almadan kurtulduydu bu felaketten abimiz.. artık, neresine bi darbe geldiyse, kaza sonrası yalnızca ve yalnızca sesi kısıldıydı..

b) samuell becket dialogları gibi gelişti herşey, belleğim, bilgi birikimim, gafamın tası falan, ne varsa herşeyim alt üst oldu.. cep telefonum çaldı sabahın kör vakti;

-``kimsin`` dedi

-``beyefendi siz kimi aradınız`` dedim

-``sen bende niye kayıtlısın`` dedi

- ``ya pardon ama, ben sizde kim olarak kayıtlıyım`` dedim

-``la sen cemal diğil misin`` dedi

- ``herhalde yanlış arıyosunuz`` dedim

- ``o zaman niye telefonu sen açıyon`` dedi..

c) besteci melih kibar yurtdışındaymış.. fırtınalı, kasvetli bi gece.. ilham gelmiş, bi beste yapmış bu.. erol evgin’e şarkı yapılacak tabi, notaları derhal istanbul’a, söz yazarı çiğdem talu’ya göndermiş, o devirde neyle gönderdiyse.. besteyi dinlemiş bi kez çiğdem talu.. hemen sözlerini yazıvermiş; ‘’işte o an bir fırtına kopar, sanki o an yer yerinden oynar’’.. melih abimiz bi tv programında anlattı bunu.. pek şaşırmış’mış; ‘’çiğdem o geceki fırtınayı nasıl hissetti’’ gibisine?? çiğdem ablamız da yan koltukta gülümsüyodu.. aşk böyle bişi.. ben ilkokuldaydım, trt siyah beyazdı, siz garışmayın..

d) ``senden ayrılalı hayli zamandır / tutuştu bu sinem sızlar neyleyem / deli miyem neden başım dumandır / şimdi o yar bana gülmez neyleyem / gız ben bu derdimi kime söyleyem``.. karacaoğlan..

e) dünya komedi filmleri tarihinin en komik sahnesi; hababam sınıfı’nda, şener şen’in bi başına, istanbul sokaklarında, elinde püsküllü sopası, mehteran şefi olarak yürüdüğü sahnedir.. dünya askerlik anıları tarihinin en komik sahnesi ise kütahya’da, 1990 yılında gerçekleşir.. nöbetçi çavuş gürsel ekmekçi, akşam içtimasına 480 kişilik bölüğünü çağırmayı unutmuş, içtima alanında bi başına, yüzbaşıya tekmil vermektedir; ‘’üçüncü erbaş bölüğü emir ve görüşünüze hazırdır komutanım’’..

f) herdaim sinirli olur bu herifer.. altta kalmazlar, hiçbi mevzuyu alttan da almazlar.. her lafa verecek yanıtları vardır, herhangi bi konuda geri adım attıkları da hiç görülmemiştir.. değüşük bi ruh halidir bu, onlara ``nasılsın`` sorusu bile sorulmaz.. öyle çok da piyasada görünmedikleri üçün, olsa olsa bi yakın akrabaya sorulabilir bu; ``yahu epeydir görünmüyo, tahsin abimin sağlığı nasıl, napuyu`` falan cümlesi.. ``naapsın, top atana gülle atuyu`` duyulur cevaben.. top atana gülle atan adamların %99`u giresun merkezdendir..

g) ``benim uzun boylu servi çınarım / yüreğime bi od düştü yanarım / kıblem sensin yüzüm sana dönerim / mihrabımdır kaşlarının arası``.. pir sultan abdal..

h) sevgili Ata`mızın, ruhunu teslim etmeden önce, son söz olarak; ``ve aleyküm selam`` dediği rivayet olunur.. böyle bi veda sözcüğünden büssürü anlamlar çıkarmak mümkün.. dinsel olsun, hurafesel olsun, metafiziksel olsun.. bencileyin, gizliden bi sitem hissediyom bu veda ediş tarzında.. tahminen; ``bu milletten bi halt olmaz, ben aha gidiyum, ne haliniz varsa görün`` demek istemiş olmalı o büyük adam..

i) gendisi de iri yarıydı, gabul.. ama, ne yazık ki çok büyüktü poposu teyze’nin.. yıllar önce istanbul’a giden fındıkkale otobüsünde tam da çaprazıma düşmüştü.. yanına oturması gereken genç kızcaaza yarım kıçlık bi yer anca galmıştı.. şimdi Allah günah yazmasın, bu teyzem asla otobüsle seyahat etmemeliydi.. veya ne bilim iki kişilik bilet alınmalıydı o’na.. o kızın çaresiz, benden yardım isteyen bakışlarını asla unutamıyom.. bütünleme sınavına giden gariban bi öğrenciydim o esnada, ne yapabilirim?? ey gızz, eğer tesadüfen bu satırları okuyosan, beni affet.. bi testere bulup teyze’nin kıçınının yarısını kesemedimdi.. (bugün olsa keserim)

j) trt yurttan sesler korosu’nun o muhteşem radyo konserlerinde, kimi erkek solistler, oynak türkülerin ara nağmelerinde, coşup ‘’haydaaaaa’’ diye nara atarlar.. bu vahdet-i vücud ile nirvana arası bi duygudur, her kula nasip olmaz.. (bi kerecik olsun, o haydaaaa diye bağıranlardan biri olmak isterdim valla, niye istemiyim.. balet olacam da ne olacak la)

k) aslan yeğenim kaya pleysteyşın`da maç oyunu oynuyodu bi gittiğimde.. kendisi beşiktaş idi, rakibi ise eskişehirspor`u oynatan bilgisayar.. yaptığım çılgınca tezahürata karşın, bilgisayar 3-0 yendi bizi.. ``nasıl olur lan, beşiktaş nasıl yenilir, kalk bakim şurdan`` diyerek ben oturdum pleysteyşın`ın başına.. tüm gücümle beşiktaş`ımız üçün boğuştum, ama ne yazık ki ben de 5-0 yenildim.. bu işin peşini bırakacak diğilim, o pleysteyşın o evden gidecek..

l) 50 sene evvel.. giresun’da yerel bi siyasetçinin kürsüde dili sürçmüş.. ‘’demokrasi çok lazımlıdır’’ diyeceği yerde, ‘’demokrasi bi lazımlıktır’’ deyivermiş.. ağzının balını yidüüm.. bilmedi mi, Atatürk`e sövmenin adı demokrasi olmadı mı..

m) oy bahçenize ben giremedim biberden / oy başım alıp ben çıkamadım dilberden.. giresun türküsü.. (amin)

****

aziz ve muhterem kardeşlerim,

o abimizle raslaştık bugün.. yıllar sonra.. sesi haala kısıktı..

cümleten hayırlı pazarlar dilerim..

gürsullah hocaefendi.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 62