ankara escort porno ilbet yabancı dizi izle

NOT DEFTERİ



a) ısparta`daydım bigün, 30 sene evvel.. niye gittim, bilinmez.. aynı gün, gece vakti istanbul`a dönecem, otogardayım, neden kalmayacam bilinmez?? karanlıkta dolanırken öylesine otogar içre, farkettim ki, 20 tane peron var, hebisi ``ısparta gürman seyahat``!!!! güldüm geçtim tabi, gendi gürman`ımı bekliyodum çünkü, bi an önce gidesim var idi bu ıssız-yaban ellerden.. yok, tam geçemedim, bitanesi biraz değüşükdü, onun tabelasında ``mustafa gürman seyahat`` yazıyordu.. her türlü zırdelisinden ben sorumluyum ya kainatın, sordum derhal gişe yetkilisine; ``abi, mustafa gürman kimdir, nasıl biridir bu mühim adam, niye sizden ayrıdır``?? ne desin gişeci abimiz; ``mustafa da bizden, ama o biraz şeyetti``.. (geldi geçti şu çileli ömrüm, gocamaya yüz tuttum da çözemedim sırrını, içimde büyük bi derttir haalen; mustafa gürman acep neyettiydi??)
b) ``devamlı çalışacak eleman aranıyo`` yazmış cama.. kim başvuracak la öyle işe.. hiç mi eve gidilemeyecek, nereye kadar devamlı, tööbe? dur bi başvuriyim yarın sabah seher vakti..
c) hastane kantinlerindeki kaşarlı-salamlı sandviçlerin lezzeti hiçbi şeyde olmuyo arkadaş.. sırf bu yüzden ağır bi hastalığa yakalanasım var.. (un helvasını hiç sevemedim, sırf bu yüzden hiç ölesim yok.. hem ben ölünce niye helvayı siz yiyonuz, deli misiniz goçum, pok yiyin)
ç) tarık dursun k.`nın geleneğini sürdürmek namına, edebiyat aleminde gürsel apo e. olarak yer almayı düşünmeye başladıydım bi dönem.. sonra, yolum yurt dışına düşer de, havaalanlarında ``mr. e mr e, pliiss lütfen danışmaya gidiniz`` olarak anons edilirsem naaparım diye vazgeçtimdi bu işten.. (mr brown`dan başka mister tanımam.. tanımak da istemem.. bizler, gendimizi tamamen mr brown ve gıymetli yengemiz mrs brown`a adamış bi nesiliz.. bu böyle bilinecek kardeşim, bilinsin)
d) ozanların en büyüğü, rahmetli bahtiyar dayımoğlu amcamın fermuarı açık kalmış bi gün.. ki o zamanlar da çok yaşlıydı zaten, eşiyle hastanedelermiş sanırım yine, sekreter kızcaaz uyarmış, ``amman amcacım, fermuarınız açık``.. bahtiyar amcam ululardan bi uludur, lafını bilir; ``boşver gızım, ölü evinin kapısı açık olur``..
e) deseler ki bana bi gün; ``ula gürsel apo, sana bağımsızlık hakkı veriyoruz, bi hafta içinde kendi devletini kur, ulusal marş olarak da ahabu iki türküden birini seç.. 1) ada yolu kestane / dökülür tane tane / kızlar yola dizilmiş / amanin alalım birer tane.. 2) armudun irisine / göz goydum birisine / beni çoban etsinler / gızların sürüsüne.. karar senin gardeşim``.. sanırım, salt bu nedenle hiçbi zaman bağımsızlığımı ilan edemeyecem.. nasıl seçiyim??
f) çiğse, yağmur, ben.. bazen oturup tom ve jerry izliyoz evde.. pekbi harika oluyo.. çokbi gülüyoz.. Allah iki cihanda da ne muradı varsa versin yazanlarının, çizenlerinin..
g) giresun limanındaki silolarla ilgilenmem isteniyo bigaç haftadır.. yolda-molda önümü çeviriyorlar; ``yaa başkanım, bi el at şu olaya gazeteci olarak, bi imza kampanyası, bi basın açıklaması falan yapılsın bari``.. komik tabi, benim bu işle ne ilgim var, ne yapabilirim?? şimdi, konu hakkında bi yazar olarak asla yapamayacağım açıklamayı buradan gendim, apo ekmekçi olarak yapayım öyleyse; ``ey yetkililer, limandaki siloları 10 güne gadar kaldırmazsanız, gelir, mendireklerdeki fenerleri ayrı ayrı kıçlarınıza sokarım``.. (tamam, el attım, oldu mu.. gazeteci sıfatımla nasıl yapacaktım ki bunu.. ``sayın yetkililer, çok değerli popolarınızı en derin hislerimle selamlar, saygılar sunarım``.. bu mudur yani.. derhal susun bakiim)
h) muhteşem bi behiç pek karikatürüdür.. epey eskidir de.. manav.. tezgahın önünde duruyo.. üç beş müşteri de var görünürde.. tüm meyve kasaları dopdolu.. ama üzüm kasası boş.. manavımız, gayet mahcup bi yüz ifadesiyle izahat veriyo müşteriye; ``bu akşam üzümleri evde bıraktım``.. kıh kıh!! (babam güldü)
i) bülent ecevit yazdı.. galiba, doğan canku besteledi.. ``takalar geçiyo allı yeşilli / takalar geçiyo dümenleri lazlı / takalar geçiyo en nazlı / yelkenlilerden de güzel``.. şiiri bestelenmiş kaç başbakan var dünyada ulan diye sevinelim.. sonra da trt tarafından ``laz`` sözcüğünün sansürlendiğini anımsayıp, ``lazlı`` yerine de ``nazlı`` dendiğini aklımızdan çıkarmayıp üzülelim.. (bi de ``atabarı`` vardır helbet.. uğruna türkü yakılmış ikinci bi devlet başkanı var mı diye sevünçten guduralım.. haydi kalkın, gudurun..)
j) ısparta`ya gittim de van`a gitmedi miyim?? gittim tabi.. ülker`deydim yine.. van gölü canavarı daha yeni meşhur olduydu o vakitler.. bindiğim ilk taksiciye sordumdu; ``yaa abi, bu canavar ne iştir``??.. umuyom ki, palavra diyecek, yok öyle bişi diyecek, basının uydurması diyecek.. tam aksi.. herif sanki teyzeoğlundan söz eder gibi anlattıydı mevzuuyu; ``var canım, 50-60 yıldır var o canavar, hem de iki tane var, gördük biz hep``.. (o kadar ki doğal, o kadar ki sıradan, o kadar ki gündelik bi kardeşimizmiş meğer, van gölü canavarı, haberiğiz olsun, görürseniz korkmayın.. selamımı iletin)
k) dünya üzerindeki en ``uyduruk`` samimiyet, ``orkestra üyeliği samimiyeti``dir.. kimi müzik grupları, sahnedeyken, örneğin, gitaristler birbiriyle şakalaşır, davulcuyla basçı gülüşür falan.. bunlar; ``bakın biz ne kadar da samimiyiz, nasıl da eğleniyoz her dakka, çok meşhuruz ve maddi sorunumuz yok, bizi gıskanın oolum`` havası veren tuhaf insanlardır.. tahmin edileceği üzre ben bunları ekran başında yemem.. ersen ve dadaşlara kurban olun diye beddua ederim hepsine.. (ayrıca, tüm korist kadınlara çapkınca göz eden şakir öner günhan abim şeyetsin cümlesini böyle davulcunun- gitarcının)
l) denizde yunus gördük, geçenlerde yağmur`umla gezer iken sahilde.. uzun uzun izledik.. hele kızım çok mutlu oldu, gözlerini alamadı.. bense çok ağladım, duygulanıp.. Allah sevdiği kullarına, olsa olsa ``yunus deyu görünür`` dedim içimden.. Allahü ekber..
m) ``çeşme başında üç gız yan yana / içlerinden biri pişşşt dedi bana / nur olsun seni doğuran ana / gız alan pullan gel, gel yanıma``.. giresun türküsü..
(nur olsun tabi)
48
9 Yorum
Beğen
Yorum Yap


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 39