BAKIN NELER ÖĞRENDİM-2



(can`ın şiir ve düzyazılarındaki satır aralarından, can`ı ve eski giresun`u anlamaya devam)

* efsane belediye başkanımız kaptan yorgi`nin 1885-1904 döneminde başkanlık yaptığını, pekçok hizmetinin yanı sıra ``ş.karahisar şosesi`nin`` de o`nun eseri olduğunu biliyoruz.. bi ana cadde olan o şosenin bugünkü meşhuuur gazi caddesi olduğunu da bilelim..

* gazi cad. kaç yılında yapılmış, valla bulamadım hiçbi kayıtta.. ama, hacıhüseyin çarşısı`nın giresun`umuzun merkezi olma niteliğini bu yolun yapılması ve 1914 seferberliği bitirmiş..

* valla gendi mahallem diye demiyorum, harbiden öyle esaslı bi merkezmiş ki hacıhüseyin, misal kumyalı insanımıza ``öteyüzlü`` denirmiş..

* bilmeyenler şöyle hayal eylesin.. şehrin sahilinin bi tarafı km.lerce kayalık.. öte yüzde kalan diğer sahil uçsuz bucaksız kumsal.. var mıdır böyle bi turizm cenneti? eh işte ön taraf deniz zaten.. arkaya doğruysa; kale mah, söken, kapu, sazlık, depboy, saytaş, çınarlar, sokakbaşı, lonca, sütlaş mevkii.. gerçek giresun bu kadar.. (ben doğruyu yaziyim de kim darılırsa darılsın, kim sidik yarışına girerse girsin.. kütüğünde bu 5-10 mahalleden biri yazmıyorsa giresun`a sonradan gelip bizi bozanlardansın kardeşim.. uzatmayacan)

* can`a ``şair bey`` diye hitap edilirmiş.. (ne güzel bişidir yahu)

* micanoğlu`nun vurulduğu seneden söz ediyo can.. ne kadar büyük bişidir, iki can`ımız aynı devirde soluk almışlar bu şehirde..

* en yakın dostu osman fikret topallı`nın notlarından öğreniyoruz.. can akengin`i rakı içmeden cemiyet hayatına sokmak mümkün olmazmış.. fikret dede`miz bu içme eylemini ``çakmak`` diye tanımlamış ve can`ın tek ``günahı`` buydu diyerekten girmiş söze.. (kaderin nasıl bi cilvesidir.. benim de en yakın dostum, torun fikret topallı idi.. biliyonuz fikret`imi yitirdim geçen sene.. şimdi bi ``mutfak taburesi üstünde / fikretimin öldüğü yaştayım``.. bunları okuyup, üzülme apocum yazmana devam et dediğini duyuyorum ben)

* hacıhüseyin sahilinde ``yümsek kahve`` denilen bi kaave, o kaave`nin hemen dışında ``kıç üstü`` denilen bi sedir var imiş.. tahminen kaave personeli, ya da bi gariban yatardır o eskilerin ``peyke`` dediği yerde.. (yeni bilgi yurdu`muzun lokalinde mutlaka ``kıç üstü`` diye bi sedir olacak, söz veriyorum)

* ordu`da ``tıflı`` adında bi şair yaşar imiş.. can`la dost oldukları anlaşılıyo.. can, ordu`lu şairlere ``birleşin yoksa dağılıp yok olursunuz`` diye sesleniyo.. bu çok garip, çok.. yani dünyanın en birleşilmeyen kenti giresun`dan bi adamın çıkıp, komşu ile öğüt vermesi.. (bu konu hakkında bazı yarım yamalak bilgilerim var.. can`ımız da bilgi yurdu`ndaki bazı fikir ayrılıklarından dertli.. bu detaya daha sonra ruşen topallı ile gireceğiz, bekleyiniz)

* en ilginci, en komiği.. can ve arkadaşları tiyatroya, oyunu izlemekten çok, seyircileri izlemeye giderlermiş.. (fikret`im kalkıp da söyle hadi.. bu ``genler`` aynen bizde de yok muydu.. maçta-düğünde-sinemada-otobüste)

* can akengin mizah öyküleri de yazmış.. bunlarda genelde mizah unsuru olarak; ``bi ortamda bulunan herkesin o anki konu üzerine konuşması`` yani laf curcunası yöntemini kullanmış.. Allah günah yazar mı, ben çok da gülemedim..

* şimdi buyrun ağlayalım.. bi düzyazısından aynen kopyalıyorum azıcık bi bölüm;

``berber dolabının üstünde, işlerin gömlek gömlek sararttığı, sineklerin bıdık bıdık noktaladığı bir resim vardı, büyüüük bir firkateyni hümayun taş basması ki; kaim bir zincirle şamandıraya bağlı olduğunu unutarak bütün yelkenlerini açmış, hatta şişirmişti.

bu gemi ile biz birbirimize ne kadar benzerdik! ikimiz de aşmağa, açılmağa kalkınmıştık; fakat ikimiz de...

evet ikimiz de bağlıydık. o kalyon zadeyi bir saç mandalın boynuz yerine.. ben zavallı kaptanoğlu`nu da bu basık kahvenin en güz yerine kıskıvrak kösteklemiştiler``

* en iyisi bi giresun türküsüyle bitireyim yine.. ``gidiyom elinizden / gurtulam dilinizden / yeşilbaş ördek olsam / su içmem gölünüzden``.. halt etmiş tokat türküsü diyen.. can akengin`den öğrendim arkadaş!

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 40